sıkıntısız takıntılarımız...


 "Amma da takıntılısın!"
Yukardaki cümleyi duymayan kaç kişi var bilmiyorum,ama takıntılı olduğumuz bir konu yada  alışkanlık vardır hepimizin.Kimimizde belli belirsiz,kimimizde hastalık derecesine varabilecek kadar yüksektir bu tuhaf iç gıcıklayıcıları...
Takıntıların o kadar çok çeşidi var ki,kara üzerinde yaşayan milyonlarca farklı karakteri ele alırsak bu gayet de normal geliyor bize..
En çok rastlanılan takıntı türü  sürekli el yıkama isteğinin olması ile ilgili olanmış.Benim gibi tebeşirle haşır neşir olan meslektaşlarımın bu isteği takıntıdan değil,kaşıntıdandırSiritiyorTozsuz diye de kandırılsak  her tenefüs o eller Michael Jackson elleri misali ruh kıvamını bulana kadar yıkanır,vücut ayrı eller ayrı ten dolaşılır...
Sevgili annemin bize de "konuşma"yoluyla bulaştırdığı diğer bir takıntı ise( tüp açık mı?, kapı kilitli mi?, her şey yerli yerinde mi? )gibi merdivenin üçüncü basamağı soruları sormasıdır.Hala evden çıkarden aynı cümleleri tekrar ediyorum,sanırım çok pis bulaştı bir ömür çıkmaz diyorum...
Denildiği gibi takıntılarımız eğer masumane ise bir sorun çıkacağını sanmıyorum,eğer hastalık haline dönüşürse işte o zaman tehlike çanları çalacaktır.Ve kişinin bir psikiyatriste görünmesi gerekecektir.Çünkü takıntı denilen şey artık bir hastalığa dönüşmüştür bile... bunun bilimsel terimi ise "obsesif kompulsif bozukluk"yani takıntı hastalığıymış...

Biz kendi aramızda esprisini yaparız,çünkü takıntılarımızın masum olduğunu düşünürüz,ama daha ileri seviyesinin insan psikolojisini derinden etkileyeceğinden haberdar olamayız.Hani vardır mutlaka evde perdeleri düzeltmeye çalışan,simetrik olması için çırpınan birileri.Ya da kafasında hep bir kuşku,hayattan bir haber insanlar...
Eğer bu tür takıntılar hayatı çekilmez hale getiriyorsa ,bunun çözümünü işin ilmini yapmış olanlardan aramak bence en doğru seçimdir.
Benim çok değişik takıntıları olan arkadaşlarım oldu.Şeftaliye dokunamayan,cüzdan çaldırma korkusunu içinde barındıran,eşyalarının simetrik olması için kafayı yeme derecesine gelen,üst geçitten geçemeyen hattaSiritiyorgülüyorum çünkü bazışları cidden komik ya...
Kendimdeki masum diyebildiğim takıntılarda var elbet(bana göre:).Mesela yürüdüğüm zaman solumda kimse olsun istemem,hep sağımda olurlar.Ya da balon şişiremem,patlayabileceği korkusu içimden hiç bir zaman gitmez.Ama tabii hayatımı hiç bir zaman çekilmez hale getirmeyen ufacıktanda tefecik takıntılar bunlarDilKimse,"yok illa solunda yürüyeceğim" demedi bana,şanslı mıyım neyimHavali
Gece uyumaya çalışırken uyuyamıyorsanız eğer,takıntılarınız hala ayakta demektir.Şey gibi aslında bozulan bir plak gibi,sürekli yineler durur içimizde.Sen yola devam ederken o hala tekrarı yaşar,hiç usanmaz,uslanmaz da...
Bir şarkının yineleyen nakaratları nasıl da bunaltırsa içimizi,masum olmayan takıntılar da benliğimizi kurcalar durur tiz sesiyle...
Ammannnn diyim,uzak duralım,hatta hayata mümkünse u dönüşleri yapmayalım,zira hayattan çalıyoruz,zamandan çalıyoruz...


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !