 Yeryüzünde eşi benzeri az bulunan insandı dedem.Sakalsız ender hacılardandı.Herzaman ütülü takımı,boğazının sonuna kadar iliklediği gömleği ve kravatıyla,çoğu yaşlı arasında hemen dikkat çekerdi.İnce düşünür,herkesin gönlünü hoş tutardı.Belirli kuralları vardı elbet,ama ona asillik pek yakışırdı.Torunlarına şiir yazar,etrafında toplar “sene 1930” der ve saatlerce senenin acaba nezaman 2000lere geleceğini kara kara düşünürdük.O kadar hoş anlatırdı ki,ona has atasözleriyle kelimeleri süsler,öğretmen edasıyla dikkatimizi toparlamaya çalışırdı…
Yeniliklere çok açıktı.Bir gün bana “acaba bende mi bilgisayar alsam” dediğinde gülümsedim ama hiç şaşırmadım.Dedemmm benimm motosiklet alacaktık çünkü biz,hatta araba,hatta bir sürü şey…
  
   Kafasına estiği bir gün,eskiden yaşadığı köyün en hoş yerinde güzel bir yazlık yapmaya karar verdi.Hepimiz destek olduk,taşların arasında piknikler yaptık,duvarları boyadık,çimler ektik,fidanlar diktik.Ama en çok o yoruldu,toprak kokulu ellerini özledim dede!
Koca masa etrafında kimleri ağırlamadık ki?Bol kahkahalar sindi topraklara,havada şenlik kokuları vardı hep,biz çok kalabalıktık.
 Her ağaca bebeği gibi bakardı.Gizli gizli kirazları koparırdık,farkına varır ama hiç ses etmezdi.Çilekleri topraklarıyla yer,domateslerin kızarışını hayretle izlerdik.Akşam sefaları,aslan ağızları,minyatür güller,sarı,kırmızı,pembe ve beyaz güller yolları süslerdi.
Hatta bir gün minik ampüllerden alıp çamların üzerinden sarkıtmıştık.Köylü “tööbe töbee napıyor bunlar” dese de,aldırmadık,hoştu,güzeldi herşey…
 Derken bahçeye alçıdan kazlar,tavuklar,köpekler aldık.Yoldan geçenler”aa gerçekmi deyip,birkaç taş darbesiyle kafasını koparsalarda tavukların,yenisini koymak zor olmadıJ
Neticede kutu gibi bir ev ve mütevazi bir bahçe,bir sürü dost kazandırdı bize.Mangalların tadı doyumsuz,semaver çaylarının sohbete kattığı tat eşsizdi bizim için…
Dedem gofretleri severdi,yemekte biraz zorlansa da abur cubur yemeye ben alıştırdım onu.
Şimdi dedem yok aramızda…
 
 Bahçe yine aynı,yeni çiçekleriyle daha da hoş gözüküyor.Ama tuhaf bir ıssızlık var,merdivenlerden inişini gözlüyoruz hala.Güllerin yanındaki otlarını temizleyen torununa kızıp”hadi hadi sen işinle ilgilen”demesini,1930lu anılarını,pişen etleri adil bir şekilde pay edişini ve nicesini…
Dedem,senin sevdiğin tatlı zannettiğin helvayı yaptım.hani çaktırmadan gülümsemiştin.ilk denememdi çünkü.Bak şimdi helva yapabiliyorum gerçekten,ama sen yoksun…
Sevdiklerimizin değerini yaşarken de bilmek dileğiyle…
(Geçen yıl 5 Aralıkta kaybettiğim canımmm dedemi anmak istedim...)
Bir yıl oldu...
olmuş...
|