Gün benim!Gazete kağıtlarına sarılı hediyelerim...

      

Tebeşir tozlarının gülücüklere karıştığı aydınlık sınıfımda;

“Geç kaldım ama sor bi niye örtmenim?”sesleriyle başlar muhabbetlerimiz…

Dudaklarının kenarlarında yumurta artıkları,kızların saçında süslü tokaları,erkeklerin müdür tarafından bir kısmı kırpılmış saçlarıyla karşımda konuşmamı beklerler.Derse başlamadan ordan burdan konuşulur,enteresan sorularla kafamı karıştırılarKorkusuzluğu öğrenirler her soruda.Sorarlar,bitmez soruları…Doğrucudurlar.İzin almadan kimse kimsenin eşyasına dokunamaz.İçtendirler.Sıcacıktır bakışları.Çaktırmadan öğretmeninin saçlarına dokunurlar,koklarlar.Onda dünyanın tüm sihri varmış gibi…

Her şeyi öğretmenleri için düşünürler.”Sindrella’nın ayakkabıları senin ayaklarına olurdu öğretmenim!”,"örtmenim sen aslında güzellik prensesisin:)"diyerek gözlerinde bir prensese dönüştürürler.Sınıf defteri arasında çiçekler,etiketler(kalpli etiketi sınıf defterimden çıkarırken yırtmıştım defteri:),süslü yazılar bırakırlar.Masada mevsim kış ise mandalina,yaz ise erikleri eksik etmezler.Dayanamayıp bir ısırık alanlarda olmuyor değilJ

“Susun”lar pek çıkmaz öğretmenin ağzından.Hatta bir keresinde tam "susuuuun" diyecekken "salııııı" deyiverir öğretmen ve hep bir ağızdan gülmeye başlarlarJ

Hediyelerini verirken öğretmenlerinin gözlerini kapatırlar.Kimi çeyiz sandığındaki havluyu,kimi babannesine ördürdüğü patiği,kimi işlemeli yazmayı,kimi evden arakladığı çiçeğin en yapmasını,kimi de yediği şekerin yarısınıJverir utançla öğretmenine…

Büyük şehirlerde ne hediyeler veriliyordu değil mi?Bir çok öğretmen de ağzı açık bekliyordu…

Bilirim…

Gazete kağıtlarına sarılı hediyelerim…

Ben de bir öğretmenim…

Yolun çok başındayım.Belki çok acemiyim.Öğrenmeye herkes kadar hevesliyim…

Ha bir de...

Köy çocukları düştüklerinde dahi ağlamıyorlar.Öğretmenlerinin ellerini yüzlerinde,ellerinde hissedince acı dahi duymuyorlar.O kadar sevgiye muhtaçlar."Acıyor mu?" diyorum,dudaklarını ısırıp" hayır" diyor birisi…

Kimi zaman anlattıklarımdan hiçbir şey anlamadıklarında iki elim suratımda”ben bu işi beceremiyorum”diyorum…Herkesin farklı bir öğrenme şeklinin olabileceğini o an düşünemiyorum.Aklıma 70,80 kişilik sınıflarda öğretmenlik yapan değerli hocalarım geliyor ve isyan etmiyorum…

Hediyelerim...

Ne kadar da istemesem de miniklerimin kapıyı açar açmaz hediyeleriyle bana koşacaklarını biliyorum...

Yarın nasipse bahsederim ne olduğundan:)

Üçüncü tekil şahıs arar mı bilmiyorum,umutlar o yönde:)

Hemen anneme,babama sarılıp öğretmenler gününü kutlamak istiyorum...

Bu arada;

İyi ki öğretmen olmuşum değil mi?:)

Kendimi ayıcıklı jelibonla ödüllendiriyorum...

Yarın beklenen cevaplarla görüşmek üzere,

(Aramazsa yazar mıyım bilmiyorum:)))

Kırık can ustasından bugünlük bu kadar...

TÜM ÖĞRETMENLERİN ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ KUTLUYORUM...

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !