Bu haftayı benim gibi evde geçirenler için önereceğim birkaç film ve kitap daha…
YUKARI BAK(2009)
Tür:3 boyutlu,komedi,aksiyon,animasyon,macera
“Hayatı boyunca yaşamak istediği macera hayalini gerçekleştirmek için evine binlerce balon bağlayıp Güney Amerika'nın vahşi doğasına doğru yolculuğa çıkan 78 yaşındaki baloncu Carl Fredricksen'ın hikayesinin anlatıldığı yeni bir komedi. Ancak Carl, yolculuğa başladıktan sonra en büyük kabusunu da yanında götürmekte olduğunu fark eder: fazlasıyla iyimser, doğa kaşifi 8 yaşındaki Russel'ı.”
Sıkılmadan seyredilebilecek bir animasyon olduğunu düşünüyorum.16 Ekimde vizyona giren bu filme Erol Günaydın ses verecek.Film bu haliyle çok daha güzel olur diye düşünüyorum.Hatırlayan olursa ünlü sanatçı,Ayı Yogi'ye de seslendirme yaparak hayat vermişti.Hayal gücünün güzelliklerini önümüze sunan bu filmi izleyin derim ben…
HALK DÜŞMANLARI(2009)
Tür:aksiyon,dram,gerilim,macera,romantik
Amerika’nın Büyük Bunalım yıllarında geçen filmde, FBI ajanı Melvin Purvis’in o dönemin en ünlü suçluları John Dillinger, Baby Face Nelson ve Pretty Boy Floyd’u cezaevine tıkma çabası anlatılıyor.
Film,seyredenler için biraz uzun gelebilir fakat Johny Depp’in olması filmi sıkıcılığından kurtarıyor.Film gerçek bir hikayeden alınmıştır.Özellikle film müzikleri dinlemeye değer diye düşünüyorum.Aman aman olmasa da seyre değer bir filmdir.İzlenebilir.
**************
Yanımda taşıdığım kitabın daha ufak boyutlarda olmasını istemişimdir hep.Çantada taşınan onca gerekli gereksiz şeylerin arasına bir de kitap sıkıştırmayı deneyince haliyle çanta fermuarıyla inatlaşıp garip bir sıkıntı yaşatıyor bize.
Sipariş verdiğim kitaplarım elime ulaştığında,bir kısmının ceb boy olması beni çok rahatlattı .Kitaplarımı artık daha kolay yanımda taşıyabiliyorum.Yazı puntosunun küçük olması gözleri yorsa da sıkıntısından kurtulmuş olmanın verdiği rahatlıkla umursamadan okuyorum.
Tanıtmak istediğim kitaplardan biri 1982 Nobel Edebiyat Ödüllü "Kırmızı Pazartesi".Kitap,Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez’in yayımlanan yedinci romanı.Konusu engel olmak için hiç kimsenin bir şey yapmadığı bir namus cinayeti öyküsüdür.Şiddetle okunmasını tavsiye ediyorum.
Ateşi Yakalamak…Stephenie Meyer’in vampir serisi kitapları gibi sadece genç bir kesime değil,tüm halka hitap eden bir kitap bana göre.Yazar akıcı dili ve sürükleyici kurgusuyla okuyucuyu kitaba hapsedebiliyor.İlk kitabından çok daha etkileyici ve okunulabilir bir kitaptır.
Henüz okumadığım kitaplar var.İyi Hayat,Çivisi Çıkmış Dünya,Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk,Bab-ı Esrar…
Okuduktan sonra yorum yapmak isterim bu kitaplar hakkında…
Günün Şoku:Şaka değil,gerçek! Öğretmenler odasının camından ağzımız açık bir şekilde dışarıyı seyrettik... Köye kar yağdı!(28.09.2009)
RAIN MAN(Yağmur Adam) (1988)
TÜR:Dram
“Bir ithal araba satıcısı olan Charlie, başkalarının düşüncelerine saygı duymayan bencil ve fırlama bir şehir çocuğudur. Babasının öldüğünü haber alan Charlie, cenazesine gittiğinde, babasının 49 model bir Buick Roadmaster hariç tüm mirasını bir vakfa bıraktığını öğrenir. Kendi hakkı olduğunu düşündüğü bu paradan bir pay alabilmek için bu vakfı ziyaret eden Charlie, buranın özürlülerle ilgilenen bir kurum olduğunu öğrenir.
Vakfın müdürü, babasının eski bir arkadaşıdır ve mirasla ilgili olanları bilmektedir fakat mirasın neden bu vakfa bırakıldığını açıklamak istemez. Charlie herşeyden vazgeçtiği ve orayı terk edeceği sırada arabanın şoför koltuğunda oturan Raymond'ı görür. Raymond Charlie'nin varlığından habersiz olduğu otistik kardeşidir. Charli neden o zamana kadar bir kardeşi olduğunun söylenmediğini merak eder. Ama şu an için merakı ikinci plandadır ve asıl önemli olan, Raymond'a kalan mirastan pay alabilmektir.”
Rain Man;en iyi film,en iyi yönetmen,en iyi erkek oyuncu,en iyi orijinal senaryo dalında 4 oscar almış bir filmdir.Dustin Hoffman mükemmel oyunculuğunu bu filmde ortaya koymuştur.Arşivlerde olması gereken filmlerden biridir bana göre.Etkileyici…
******************************************************************************************** LADRI DI BICICLETTE(Bisiklet hırsızları)(1948)
TÜR:Polisiye/Dram
“İşsiz olarak gezen Antonio Ricci, iş bulmasından sonra bir bisiklet satın alır fakat iş için gerekli olan bisikleti bir afişi yapıştırmaya çalıştığı sırada çalınır. Polise giden Antonio, polisin hırsızları kendilerinin aramalarını gerektiğini duyunca 10 yaşındaki oğlunu yanına alıp Roma'yı dolaşarak bisikletlerini ararlar.”
İtalyan yapımı film halkın açlık ve sefaletle olan direnişi gösteren güzel bir örnektir.Sinema tarihinin en iyi klasiklerindendir.
************************************************************************************** A GOOD YEAR(İyi bir yıl)(2006)
TÜR:komedi/dram/romantik
Max Skinner, Londra borsasında spekülasyonlar yaparak büyük paralar kazanmaktadır. Max için en önemli şey kazanmaktır ve hayatta başka hiçbir şeyin kıymeti yoktur. Fransa'da yaşayan amcasının öldüğüne dair üzücü bir haber alır. Max bir yandan amcasıyla dolu çocukluk hatıralarını anımsarken bir yandan da şatoda geçecek bir hayatın nasıl olacağı konusunda araştırmalar yapmaktadır. Max bu inanılmaz güzellikteki şatodan yeni bir kazanç sağlamayı düşünürken hiç hesapta olmayan ve daha önce tanımadığı bir akrabası çıkagelir... Kaliforniya'lı bir kız olan Christie Roberts amcasının gayri meşru kızı olduğunu iddia etmektedir... Bir yandan şatonun gizli zenginliklerini ondan uzaktutmaya çalışan Max diğer yandan Provence'in yerlisi olan güzel bir kıza gönlünü kaptırır.Aşk şarap kadar lezzetli ve şarap kadar hızlı kana karışmaktadır...”
Kazanmanın her şey olmadığını,hatalardan ders alabilmeyi gösteren bu film,romantik havasıyla izlenmeye değerdir.
Yeni kitaplarım olunca çocuklar gibi seviniyorum.Hele o tarifsiz kokusu,her zaman içimi mest etmiştir.Hatırlayan var mı bilmem,ilkokuldayken dergi dağıtırlardı her ay.Konularımızı oradan takip ederdik.İlk dağıtıldığı an,herkes içeriğine bakarken ben sayfaları çevirip koklardımJVardır yine benim gibi olan…
İnternetten sipariş ettiğim kitaplar gelince hoplaya zıplaya indim merdivenlerden,kutuyu doğum günü hediyemmiş gibi heyecanla açtımJve her zamanki gibi koklamaya başladım.mmmm işte bu yaaaJ
Kitaplarımdan ilki katre-i matem.
"Roman, müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikâyesi olarak başlıyor. Okurlar, bu elyazması kitabın açtığı kapıdan içeri giriyor, bir devre adını veren lalenin izinde İskender Pala'nın yarattığı etkileyici ve büyüleyici bir atmosferin içinde yol alıyor.
İstanbul bu romanda, karmaşası, heyecanı, isyanları, kalabalığı ile lalelere bürünüyor. Öyle ki lale sadece bir çiçek değil, bir yaşayış tarzı, estetik bir tavır, kültürel ve tarihsel bir birikim olarak İstanbul'u, hatta tüm Osmanlı'yı çevreliyor. İstanbul, doğal tüm güzelliklerinin, mimari şaheserlerinin tarihî debdebesi ile beraber lalezarlara, lale yarışlarına, lale şiirlerine bezeniyor; lalelerin şehri, renklerin şehri, yaprakların şehri haline dönüşüyor.
İskender Pala, Katre-i Matem'de usta kalemiyle lalelere bezediği İstanbul'da kavuşup doyulamayan, kavuşulamayıp yakan aşkların elemli ve Osmanlı hallerini de tüm ıstırap ve coşkularıyla anlatıyor. Sevdiğini, aşklarının ilk gecesinde kaybeden Şahin'in macerasını anlatan roman, bu kaybın ardındaki esrarı çözmek için külhanlara, tomruklara, lalezarlara ve hatta Osmanlı sarayına kadar gidiyor. İşte bu yolculuk, okuru hiç ummadığı yerlerde hiç ummadığı maceralarla karşılaştırıyor."
İskender Pala edebiyata gerçekten güzel eserler bırakıyor.Oldukça sürükleyici bir kitap olduğunu ve tarihi bir değer taşıdığını okuyucu arkadaşlarımdan öğrendim ben de…
Bahsetmek istediğim diğer bir kitap Goethe’nin dünya çapında ün yapmış iki eserinden biri olan Genç Werther’in Acıları.Bu roman zamanında o kadar büyük bir etki yapmış ki bir çok genç bu romanı okuduktan sonra kendini öldürmüş.Amman şimdilerde öldüren falan yoktur tabi inşallahJOkumakta geç kaldığım bir kitap olsa da zevkle okuyacağımdan eminim.
Şimdilik bu ikisinden bahsetmek istedim.Belki daha çok dikkatimi çektiği içindirJ
***
Etrafta dönen muhabbetlere baktığımda “en son hangi filme gittin?”ler daha fazla konuşuluyor.İş kitaba gelince suskun kalıyoruz nedense.Çünkü konuşacak malzeme bulamıyoruz.Herkesin kendince yorumu var elbet buna dair,kimi pahalı olduğunu düşündüğü için,kimi sorumluluklarından fırsat kalmadığı için…
İkincisi için bir şey diyemem elbet ama ilki için alternatifler mevcut.Mesela değiş tokuş yapılabilir arkadaşlar arasında.Tabi bunun da belirli ölçütleri var.Bazıları kitabını ödünç vermek istemez ki zaten haklıdır da,çünkü ona göre altın kadar değerlidir kitap.Hatta kitabımı veripte bana uzuuuuuuuun bir süre gelmediği günler de olmuştur.Bu yüzden kitap verme konusundada sıkıntı yaşanabilir.Sonuç ne olursa olsun okumalı.Bu demek değil ki gördüğünüz her kitaba saldırınJön araştırma yapıldıktan sonra gerekli olan ne ise o alınabilir.
Bana kitap sevgisini benle hiç alakası olmayan,mahallemizdeki herhangi bir öğretmen abla aşıladı.Öğretmenim sevdirdi diyemeyeceğim.Çünkü günde 60 küsür soruluk ödev verdiği için kitap okumaya fırsat kalmazdı.
Bu yıl dördüncü sınıfa geçti kuzularım.Artık dersler de etkinlikler de zorlaşmaya başladı.Şimdiden araştırdım yardımcı kaynakları ve üye olduğum internet sitesinden bu yıl çok işime yarayacak çek-kopar yaprak testlerden aldım.Kuzular “örtmenim fokkokopi kopyasından dağıtcaaaak”diye çıldıracaklar yineJ
Ha bu arada,okurlar arasında çocuğu olanlar için bir önerim olacak.Tübitak Popüler Bilim Yayınları’nın çıkarmış olduğu şahane kitaplar var.0-3,3-6,6-9 ve diğer yaşlara göre eğitici ve öğretici resimlerle tasarlanmış harika kitaplar bunlar.Ben öğrencilerim için”1001 Hayvanı Bulun”kitabını aldım ve benimde bilmediğim bir çok hayvan ismi öğrendimJFırsatı olan kitapçılardan bulup bakabilir iç sayfalarına…
August Rush(Kalbini Dinle)2007 tür:dram/müzikal/romantik "August Rush aslında adı Evan Taylor olan yetimhanedeki bir çocuktur.Evan müziğe yürekten inanmaktadır ve bir gün müzik sayesinde ailesini bulacağına emindir.Bir gün yetimhaneden kaçar ve bir kamyoncu onu şehire getirir.Şehirde müziği takip ederken aslında evli olamayan anne ve babası da birbirlerini bulmaya çalışırlar.Evan'ın annesi Lyla Novachek aslında Evan'ın varlığından bile haberdar değildir.Ve bunu öğrenir öğrenmez Evan'ın peşine düşer.Ancak Evan sokakta edindiği bir arkadaşıyla birlikte çocuklara sabahları kuytu köşelerde şarkı çaldırıp para,kazandırtıp,sonra o parayı kendine saklayan kötü bir adam olan Wizard'ın yanına gider.Wizard Evan'ın yeteneğinin farkına varınca onu da çalışdırır.Ancak onun kendisine çok para kazandırdığının bilincindedir ve o giderse büyük bir maddi sıkıntıya düşeceğini biliyordur.Bu yüzden Evan'ın adını August Rush olarak değişdirir.Ancak birgün bir polis baskınıyla kaybolan August kendini bir kilisenin önünde bulur.Kilisedeki küçük zenci bir kız ona notaları öğretir.Kilisedeki rahip onu bir müzik okuluna yazdırır.August o kadar parlak bir öğrencidir ki hemen yıldızı parlar.Kendi senfonisini yazar ve yönetir.Ancak o sırada Wizard onu tehdit eder ve August eski işine geri dönmek zorunda kalır.Ertesi gün yine sokakta şarkı çalarken kendisinin varlığından bile haberi olmayan babasıyla karşılaşır.Babası Louis bir rock şarkıcısıdır.August'a ne olursa olsun o konsere gitmesi gerektiğini söyler.Annesi ise bir çello ustasıdır ve o gün August'un konserinin olduğu gece onunda kendi konseri vardır.August bunu düşünür ve arkadaşı Arthur'un yardımıyla Wizard'ı atlatıp konserine tam zamanında ulaşır.Kendi konserini yönetirken annesi ve babası birbirlerini bulmuşlardır.İkiside oğullarıyla gurur duymaktadır." August Rush,romantizmdeki ettisi kadar,müziğiyle de izleyicisini büyülüyor.beklenti ve hayaller bakımından bekleneni çıkardığını söyleyebilirim.izlenmesi şiddetle tavsiye edilir...
Fasulye(1999) tür:aksiyon/komedi/polisiye "Köydeki emeklilerin vergi iade zarflarını şehire götürme görevi Genç'e verilmiştir. Saf ve iyi niyetli Genç kendisini, bir işin hemen sonrasında ücretini almak üzere buluşma noktasına giden ünlü bir kiralık katilin arabasında bulur. Katil'i bu son iş için görevlendiren İşadamı'nın ödemesini taşıyan Kurye buluşmaya gelmez ve Genç kendisini Katil ile İşadamı arasında çıkan büyük bir anlaşmazlığın içinde bulur. Kendisini ait olmadığı bu denklemden kurtarmasına karşın, kaçışı Genç'i daha da şüpheli bir konuma sokar. Genç, bir anda herkesin aradığı adam olmuş, kovalamaca başlamıştır. " Fasulye uçuk kaçık komedi filmlerinden biridir.mantık aranmadan izlenebilir.
Patch Adams(1998) tür:komedi-dram
"Yaşanmış bir hayat hikayesinden alınmıştır. İntihar eğilimli biri olarak girdiği akıl hastanesinde gördüklerinden sonra Hunter 'Patch' Adams (Robin Williams), çıktıktan sonra tıp fakültesine öğrenci olarak girer. Okulda başarılı bir öğrenci olmasına karşın, ideallerinden dolayı hocalarından tepki görür. Amacı 'hayata renk katarak' mizah yoluyla tedaviye katkıda bulunmaktır. Daha sonra yoksul hastalar için kendi parası ve bağışlarla özel bir klinik açmaya kadar girişimlerini sürdüren Adams, film sürecinde sevgilisi Carin Fisher'in (Monica Potter) öldürülmesiyle ve lisanssız klinik açmakla darbeler yese de, tedavi hizmetlerinde yaptıklarıyla ünü ülke çapına yayılır ve bir anlamda amacına ulaşır." Kesinlikle izlenmeli diyorum sadece... GELELİM ALTTAKİ ŞARKIYA... Ne denebilirki Celine Dion'un söylediği "to love you more" adlı şarkıyı,keman yorumuyla dinlemek istedim.evet ben istedim,dinlemek isteyenler buyursunlar...
Alacakaranlık adlı kitap bir çırpıda okuyuverdiğim bir kitaptı,New York Times Bestseller in birincisi olan bu kitabın filmi de bundan bir süre önce vizyona girmişti.Yeni seyretmeye fırsat bulduğum filmi de kitabı kadar beğendim.Kitabıyla bağdaşmayan birkaç sahnesi olsada seyre değer bir film benim için.Seyretmeyenlerin izlemesini tavsiye ederim…
Hele ki ben gibi seminer konularıyla uğraşıp sıkılan birkaç arkadaş varsa eğer mutlaka boş zamanını değerlendirmeli diye düşünüyorum…
Arkamıza yaslanalım ve film izlemenin sıcakta da olsa tadına varalım;)